Ankara Savaşı: Yıldırım Bayezid’in Çöküşü

Yayınlandı: 16/06/2011 / Tarih

Yıldırım Bayezid tarafından tahtlarından edilen Germiyanoğulları, Aydın ve Karamanoğulları Beyleri Gürcistan’a geçerek o sırada Karabağ’da ordugâh kurmuş Timur’un yanına vardılar. Burada Yıldırım Bayezid ile ilgili doğru yanlış birçok hikâye anlatarak Timur’u etkilediler. Şikâyetleri dinleyen Timur, intikamlarını almaya ve Yıldırım Bayezid’in sarayında İslamiyete aykırı cereyan eden olayları bastırmaya söz verdi. Aslında aynı soyun farklı bir kolundan gelen Osmanlıların Batı’da bu kadar çabuk büyümeleri hem gururuna dokunuyor hem de cesaretini kamçılıyordu. Dünyayı iki hükümdar için küçük görmeye başlamıştı. Buna rağmen tehdit etmeden ve haber vermeden saldırıya geçmedi. 1401 yılında Yıldırım Bayezid’den kendi ırkının beylerine karşı neden haksız davrandığını soran ve bu haksızlıkları tamir etmesini dileyen bir mektup ile birlikte elçilerini gönderdi. Mektupta kendi adını üste yazıyor ve Yıldırım Bayezid’den oğlum diye bahsederek ona karşı yaş ve makam bakımından üstünlüğünü vurguluyordu.

Yıldırım Bayezid, Asya’da sonu belli olmayan bir imparatorluk kurmaya hevesli bir Han’dan gelen, yüz yıldan beri sağlam temellere oturmuş Osmanlı Devleti’nin padişahına layık bulmadığı mektuba cevap olarak elçinin hemen idam edilmesini emretti. Bunun üzerine Emir Buhari, kendilerine göre hakaret edilen birisinden gelmiş olsa bile elçilerin dokunulmazlığı ilkesine halel gelmemesini diledi. Bu dileği kabul eden Padişah, elçinin hayatını bağışlayarak, Timur’a götürmesi için hakaret ve küçümseme dolu bir mektup verdi. O sırada ordusuyla yürüyüşe geçmiş olan Timur, Sivas yakınlarında mektubu aldı. Mektupta, sandığının aksine Yıldırım Bayezid kendisini savaşa çağırıyordu. Ayrıca savaştan çekindiği takdirde, Timur’un eşlerini haremine katacağını söyleyecek kadar ileri gidiyordu. Timur önce, “Muradoğlu çıldırmış,” diye haykırdı. Sonra eşleriyle ilgili kısmı okuyunca son derece öfkelendi. Çünkü bir adamın eşinden söz etmek, onun şahsına hakaret etmekti. Elçiye dönerek, eğer elçilerin dokunulmazlıkları bulunmamış olsa, kendisinin ve beraberinde bulunanların kafalarının kesilmiş olacağını söyledi. Sonra da Osmanlı ülkesinin kendi orduları tarafından çiğnenmesine hazır bulunmalarını ilave etti. Osmanlı bayrağı altında hizmet eden ve aslında kendi hemşerileri olan Tatar askerlerini ayartmak amacıyla casuslar göndermeyi de ihmal etmedi.

Timur’un ordusunda yaklaşık 700.000 asker ve 32 savaş fili vardı. Osmanlılar 120.000 kişilik bir ordu meydana getirmişlerdi. Vezir Ali Paşa, düşmanın sayıca çokluğundan dolayı onunla dağlarda, ormanlarda gerilla savaşı şeklinde çarpışılması gerektiğini, yoksa düz bir ovada yapılacak savaşta başarılı olmanın çok zor olduğunu belirtti. Fakat Yıldırım Bayezid mertçe bir meydan savaşı yapılması gerektiğinde diretti. Yıldırım Bayezid, eski başarılarının verdiği gururla ihtiyat tedbirleri almak gerekliliğini duymak şöyle dursun, aksine hasmını önemsemediğini belirtmek için Timur’un bulunduğu mevkiin kuzeyindeki alçak araziye yerleşti. Bu kısımdaki kuyular düşman tarafından kurutulmuş olduğundan Osmanlı ordusunda susuzluk başladı. Bu sebepten dolayı Yıldırım Bayezid savaşa fazla beklemeksizin başlamak zorunda kaldı.

28 Temmuz 1402’de, Osmanlı ve Tatar askerleri, tarihe “Ankara Savaşı” olarak geçecek meydan muharebesi için savaş düzeninde dizildi. Birinde bizzat Padişah’ın diğerinde bizzat Tatar İmparatoru’nun, her ikisinde iki hükümdarın oğulları ve torunlarıyla Avrupa ve Asya’nın en yiğit komutanlarının kumanda etmekte oldukları iki ordunun toplamı yaklaşık bir milyon insandan oluşmuş muazzam bir kütle teşkil ediyordu. Timur’un dört oğlu ile beş torunu, dokuz Tatar kolordusuna komuta ediyorlardı. Timur’un en büyük oğlu Miranşah sağ kanada, Şahruh ile Halil de sol kanadın başındaydılar. Mirza Mehmed merkezdeydi. Timur ise kırk alaydan oluşmuş ihtiyat kuvvetlerine komuta etmekteydi. Tatar ordusunun en önünde Hindistan’dan getirtilen 32 adet zırhlı savaş fili bulunuyordu. Osmanlı ordusunda, Yıldırım Bayezid’in büyük oğlu Süleyman sağ kanadı oluşturan Anadolu askerlerinin başındaydı. Sol kanatta ise yardımcı Sırp askerleri ile Bayezid’in kayınbiraderi Lazar bulunmaktaydı. Merkezde şehzadeler İsa, Musa, Mehmed ve Mustafa yer alıyordu. Yıldırım Bayezid da 5.000’den fazla yeniçerinin başında ihtiyatta bulunuyordu.

Günün ilk ışıkları Ankara Ovası’nı aydınlattığında savaş düzenine girmiş, fakat henüz yerlerinden kımıldamayan iki muhteşem Türk ordusu “Allah! Allah!” nidalarıyla birbirlerine karşı harekete geçti. Timur’un sağ kanadı, Osmanlı sol kanadındaki Sırp kuvvetlerine taarruz etti. Ancak Sırpların direnci karşısında Tatar süvarilerinin taarruzu durduruldu. Bunu gören Timur’un torunu genç Muhammed Şah, dedesinin atı önünde diz çökerek hemen amcasının yardımına koşmak için müsaade istedi. Timur, Yıldırım’ın Anadolu askerlerinin kendi ordusuna ait tepeleri çevirmeye başladığını görünceye kadar bekledi. O zaman seçme kuvvetleri ile ihtiyattaki kırk alaylık atlıları da yanına alarak süratle ilerledi. Osmanlıların Anadolu ve Rumeli kuvvetlerini ikiye ayırdı. Biri sağındaki tepelere diğeri solundaki bataklıklara sürülürken kendisi Osmanlı merkezine daldı. Yıldırım Bayezid’i yanındaki yeniçerilerle birlikte gerileterek dik bir tepe üzerinde sıkıştırdı.

Savaş hattının ani kesilmesinden dolayı düzeni bozulan ve Rumeli kuvvetlerinden ayrı düşen Anadolu kuvvetleri çoğunlukla Tatarlardan meydana geliyordu. Timur’un ordusunda çarpışan kardeşlerini görünce topluca karşı tarafa geçtiler. Bu kanatta serbest kalan, merkezde bastıran, yalnızca solda Sırplara karşı duraklayan Doğu Türkleri, bir anda o cepheye yığılmaya başladılar. Anadolu ordusunun düşman tarafına geçmesi ve Yıldırım Bayezid’in gerilemesiyle durumu iyice bozulan Sırp Kralı Lazar, ümitsizliğe kapılmadan savaşa devam etti.

Yavaş yavaş geri çekilerek sabahleyin işgal ettiği dağların eteklerine gelen Sırp Kralı Lazar, kayınbiraderi ve dostu Yıldırım Bayezid’i bulunduğu mevkiden kurtarmak istedi. Kendisini Padişah’tan ve yeniçerilerden ayıran mesafeyi ok yağmuruna tutarak Yıldırım Bayezid’e yaklaşarak, “Bu meydanda artık zafer bulamayız, sizi ve oğullarınızı buradan götürelim. Böylece hiç olmazsa devletinizi kurtarmış oluruz,” dedi. Yıldırım Bayezid belki cesaretinden belki de gururundan dolayı bu teklifi utanç olarak kabul ederek reddetti. Bunun üzerine Lazar hiç olmazsa şehzadelerden birkaçını kurtarmak isteyerek Süleyman’ı savaş alanının dışına çıkardı. Yıldırım Bayezid’e bağlı olan Amasyalı beyler de Mehmed’i yanlarına alarak kaçmaya başladılar. İki oğlunun selamete erdiğini gören Padişah, etrafında vücutlarından bir siper yapan binlerce yeniçerinin ortasında zafer veya ölüm için savaşmaya devam etti. Padişah’ın ruhunun derinliğinde mevcut bulunan kahramanlık sanki etrafındaki askerlere de sirayet etmişti. Akşamın gölgeleri çarpıştığı tepeyi karartmaya başlayınca, bir kayanın arkasına gizlediği atını alan Yıldırım Bayezid yanındaki bir avuç sipahiyle yakındaki dağın karanlık ormanlarına doğru kaçmaya başladı. Mehmed ve İsa Anadolu’ya, Süleyman da Lazar ile Avrupa’ya kaçmışlardı. Mustafa’nın akıbetini bilen yoktu. Geceleyin Padişah’ın arkasından gelenler arasında oğlu Musa, Ali Paşa ve Timurtaş Paşa vardı.

Timur’un atlıları Yıldırım Bayezid’i çok yakından takip ediyorlar, hükümdarlarını çok sevindirecek olan avı bütün güçleriyle yakalamaya çalışıyorlardı. Şafak sökerken hâlâ arkasında Türkistan atlılarının nal seslerini duyan Padişah ellerinden kurtulmak için şiddetli akan sel suyundan yüzerek geçmek istedi. Bu sırada oldukça yorulmuş olan atı tökezledi ve Padişah yere düştü. Hemen kendisine yeni bir at verilirken, Çağatay Hanı Mahmud atıyla yetişti. Padişah yanındaki az sayıdaki askerle karşı koymaya başladıysa da, Tatarlar kalabalık olduğundan çatışma fazla uzun sürmedi. Yıldırım Bayezid, yanında Timurtaş Paşa, oğlu Musa ve diğer beylerle beraber tutsak düştü. Ertesi gün hepsi birlikte Timur’un huzuruna getirildi.

Galip, mağlup önünde hiçbir zaman mağrur olmadı ve saygısını kaybetmedi. Yıldırım Bayezid’in Hıristiyanlarla savaştığını bildiğinden neredeyse kazandığı zaferden özür dileyecek duruma geldi. Kendi imparatorluğuna denk bir devleti yıkmış olmaktan dolayı duyduğu kederi kendisine nakletti. Kendisine söz vererek ne şerefine, ne de hayatına dokunulmayacağını bildirdi. Hemen emirler vererek kendi çadırının yanında Yıldırım Bayezid için çadır kurulmasını, kendisinin burada tutsak olarak değil konuk olarak ağırlanacağını duyurdu. Böyle bir karşılanma beklemeyen Yıldırım Bayezid çok duygulandı ve hâlâ akıbetleri hakkında bilgi sahibi olmadığı dört oğlunu hatırlayarak gözlerinden birkaç damla yaş döküldü. Timur henüz atından inmemiş birliklerine emir vererek, derhal Yıldırım Bayezid’in oğullarını canlı olarak bulup babalarına getirmelerini istedi. 60.000 Osmanlı cesedinin arasında Mustafa bulunamadı. Diğer kardeşler Süleyman ve İsa çoktan Toros eteklerine varmıştı. Bu arada kendisine getirilen Musa’yı gören Yıldırım Bayezid acılarını bir an olsun unuttu.

Bu arada babasını kaçırma niyetinde olan Şehzade Mehmed, kılık değiştirerek Türkistan ordusunun iyice yanına sokulmuştu. Mehmed’in planına göre, adamları Yıldırım Bayezid’e en yakın çadırdan mesafeyi gözleriyle ölçerek bir yeraltı tüneli kazacaklardı. Yıldırım Bayezid’in çadırına vardıklarında verecekleri işaretle Padişah’ı yanlarına alarak dönecekler, en süratli atlarla Amasya’ya kaçacaklardı. Gece olduğunda, Tatar nöbetçiler ayakları altında garip darbeler duyunca hemen Padişah’ın çadırına girdiler. Onu ayakta, giyinik olarak görünce kaçmaya hazırlandığını anladılar. Planının başarısız olduğunu anlayan Mehmed yanındaki adamlarla birlikte oradan uzaklaştı. Misafirperverliğini kötüye kullandığı için Yıldırım Bayezid’e fena halde içerleyen Timur, kendisini huzuruna çağırarak ağır sözler söyledi. Gündüzleri aynı çadırda kalan Padişah gece olduğunda bir kafese kapatılıyordu. Bütün bu olaylardan sonra Yıldırım Bayezid, tedavi edilemez bir kedere düştü. Kısa bir süre sonra üzüntüsünden öldü.

Reklamlar
yorum
  1. Alim Demirtaş dedi ki:

    Ankara Savaşı’nı çok iyi araştırmışlar.Çok iyi bir araştırma yazısı. bir kaç yıldan beri bende Ankara Savaşı’nı araştırıyorum.Araştırmalarımı teyit edebilecek yazı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s