Cem Sultan

Yayınlandı: 18/06/2011 / Tarih

Şehzade Cem, Haziran 1481 tarihinde Yenişehir’de Osmanlı tahtına sahip olmak için yapılan savaşta, ağabeyi II. Bayezid’e yenilip savaş alanından kaçtıktan bir hafta sonra Konya’ya ulaştı. Orada üç gün dinlendikten sonra annesi ve haremiyle birlikte Suriye’ye doğru yola çıktı. Memlük sınırını geçtikten sonra Şam’da bir hükümdar gibi karşılandı. Memlük Devleti’nin Halep ve Şam valileri, Şehzade’yi ağırlamakta kusur etmediler. Şam’ın Eblak Kasrı’nda yedi hafta boyunca maiyetiyle beraber konakladı. Oradan Kudüs’e geçti. Kutsal yerleri ziyaret ettikten sonra Gazze üzerinden Kahire’ye ulaştı. Şehir ve saray halkı kendisini çok iyi karşıladılar. Ertesi gün Memlük Sultanı Kayıtbay’ın huzuruna çıktı. Sultan onu oğlu gibi kabul ederek kucakladı ve sevgiyle ellerini sıktı. Saraylarından birini ona konut olarak verdi.

Yenişehir Savaşı’ndan sonra II. Bayezid, kardeşini takibe başlamıştı. Bursa’ya yaklaşınca yeniçeriler şehri yağmalamak istediği için durmak zorunda kalmış, her yeniçeriye 1.000 akçe verilerek şehir kurtulmuştu. Karaman hanedanının son mirasçısı Kasım Bey, Şehzade Abdullah’ın danışmanı Ali Paşa’yı Pervane Ovası’nda yendikten sonra Konya’yı kuşatmaya gelmişti. Padişah, Gedik Ahmed Paşa’yı 2.000 yeniçeri ve 4.000 azap askerine komutan atayıp bölgeye gönderdi. Onun yaklaştığını öğrenen Kasım Bey Kilikya’ya doğru kaçtı. Gedik Ahmed Paşa Karaman’da bulunan Osmanlı askerlerini de kuvvetlerine katarak Kasım Bey’i Silifke’ye kadar kovaladı.

Bu sırada Cem, Mekke ve Medine’yi ziyaret etmek için hacca çıktı. 20 Aralık’ta Mekke’ye gitti. İki ay sonra da Medine’ye gitti. Mart 1482’de Kahire’ye geri döndü. Cem’in ağabeyine karşı savaşında ona destek olacaklarını belirten Kasım Bey, Ankara Sancakbeyi Mahmud ve daha birçok tımar sahibi kişi vardı. Cem maiyetinin bir kısmıyla yola çıktı, altı hafta sonra Halep’e vardı. Kendisine yardım etmek isteyen kuvvetlerle burada buluştu. Gedik Ahmed Paşa’nın kuvvetlerinden bile Cem’in ordusuna katılanlar olmuştu. Gedik Ahmed Paşa Konya’da ordugâh kurdu. Oradan Şehzade Abdullah’ı Karahisar’a yolcu edecekti. Çukurçemen yaylalarında Cem’in süvari öncüleriyle Ahmed Paşa’nın tümenleri çatışmaya tutuştular ancak her iki taraf da kesin bir sonuç elde edemedi. Bu çarpışmadan sonra Ahmed Paşa çekilerek Seyitgazi’de bekleyen Padişah’ın ordusuna katıldı.

6 Haziran’da Cem ve Kasım kuvvetleri birleşerek Konya’yı kuşattılar. Ali Paşa’nın cesur savunması sayesinde kuşatanlar endişeye kapıldı. İsyan eden Ankara Sancakbeyi Mahmud ordusuyla birlikte Cem’in ordusuna katılmak üzere Ankara civarında ilerlerken Süleyman Paşa’nın kuvvetleriyle karşılaştı. Bu savaşta Osmanlılar isyancıları imha etti. Mahmud’un kesik başı II. Bayezid’e gönderildi. Cem, Süleyman Paşa’yı aniden vurmak üzere o tarafa yöneldiyse de çıkan çatışmada bir şey elde edemeden geri çekildi. İki gün sonra Ankara’ya ulaştı. Orada Padişah’ın yaklaşmakta olduğunu öğrenen ve paniğe kapılan ordusu dağıldı. Kendisi de ikinci defa Kilikya’ya kaçtı. 1.500 seçkin süvariyle onu takip eden İskender Paşa, Aksaray’a kadar bir iz bulamadı. Daha sonra Cem’in Kilikya’ya kaçtığını öğrenen Padişah ona bir elçisini göndererek bir uzlaşma zemini aramak istedi. Cem elçiye, Anadolu’dan bazı illerin yönetimini devralmak koşuluyla barış yapmak istediğini belirtti. II. Bayezid ise onu affettiğini, bundan sonra Kudüs’te gelirleriyle beraber yaşayabileceğini iletti. Cem bu konuda Kasım Bey’e danıştı. Kasım Bey Rumeli topraklarına çıkarak bu bölgeyi kendi lehine ayaklandırması gerektiğini söyledi. Cem bu tavsiyelere uyarak yardımcısı Süleyman’ı hediyeler sunmak ve kendisinin Avrupa’ya geçişini sağlamak amacıyla Rodos Üstadı’na yolladı.

Cem’in talebi Şövalyeler Kurulu’nda görüşüldü ve Rodos, Şehzade’ye yardım etmeyi kabul etti. Cem bir kadırgaya binerek üç gün sonra Rodos’a ulaştı. Büyük bir merasimle karşılandı. Şehzade burada bir süre av, cirit ve müzikle oyalandı. Bir süre sonra tarikat, II. Bayezid’in diplomatik baskılarına dayanamayarak Cem’i Fransa’daki tarikat şatolarından birine göndermeyi kararlaştırdı. Cem’le bir antlaşma yapıldı. Buna göre, Cem tahta oturursa Osmanlı ülkesinin bütün limanları tarikat donanmasına açık olacak, her sene 300 Hıristiyan esir serbest bırakılacak ve kendisi için yapılan harcamalara karşılık 150.000 duka vergi verecekti.

Cem, Eylül 1482 tarihinde maiyetiyle beraber bir tarikat kadırgasına bindi ve iki ay sonra Fransa’nın Nice limanına ulaştı. Burada elçisi Hatipzade Nasuh Çelebi’yi Paris’e yolladı. Hatipzade iki konak gittikten sonra durduruldu ve göz hapsine alındı. Cem’e adamının gidip dönmesinin on iki gün süreceği söylenmişti oysa aradan dört ay geçmesine rağmen bir haber alamadı. Artık Cem’in hayatı misafirlik değil, yarı tutsaklık gibi geçmeye başlayacaktı. Bu sırada Fransa’da veba salgını başladı. Şubat 1483 tarihinde Cem, tarikatın Fransa’nın daha iç bölgelerinde bulunan kalelerinden birine götürüldü. Yolda elçisi Hatipzade’ye rastladı. Bu yolculuk sırasında firar etmeyi düşünen Cem bir ara Mustafa ve Ahmed adlı iki adamını Frenk kıyafetinde Macar Kralı’na gönderdi. Ancak öyle anlaşılıyor ki yol güven verici değildi, çünkü bu adamlardan bir daha haber alınamamıştır. Bütün Russisyon yöresi köylüleri, İstanbul Fatihi’nin oğlu Cem Sultan’ı görmeye koşuştu. Burada Dük dö Savua ile tanıştı ve kendisiyle dostluk kurdu. Dük’e altın işlemeli bir Şam silahı hediye etti. Dük, Şehzade’yi tarikatın şövalyelerinden kurtarmak için elinden geleni yapacağına söz verdi.

1483 Haziran’ının son günü Cem, İzer Nehri üzerinden Puy’a gitmek üzere bir gemiye binerek yola çıktı. Birkaç ay burada kaldıktan sonra büyük bir kayanın üzerinde bulunan şatoya, oradan da Sasönaj’a götürüldü. Oradayken Elena adlı güzel bir kızla olan aşkı, esaret hayatında ona teselli vermiştir. Birkaç ay sonra Bourgneuf’e nakledildi. Fransa Kralı, Macaristan Kralı, Napoli Kralı ve Papa, II. Bayezid’e karşı tasarladıkları sefere Cem’in katılmasının yararlı olacağına karar verdiler. Cem’in gözetmeni konumunda bulunan tarikat şövalyelerinden D’Aubusson’un, Papa ve Napoli elçileriyle görüşmelerinde bazı aksilikler çıktı. Cem Sultan, Fransa’da üç yıl daha kaldıktan sonra şövalyeler onu, özel olarak yaptırdıkları yedi katlı müstahkem bir kuleye taşıdılar.

Bu sırada II. Bayezid elçilerini Fransa Kralı’na yolladı. Padişah, Cem’in ya verilmesini ya da serbest bırakılmasını istiyordu. VIII. Charles elçiyi kabul etmedi ancak Cem’i ülkesinden çıkartarak 50 kişilik şövalye müfrezesinin gözetiminde İtalya’ya gönderdi. Fransızlar Cem Sultan’ı Papa’nın iktidarına teslim ediyordu. Cem, Mart 1489’da Roma’ya ulaştı. Cem’in maiyeti önden gidiyordu. Papa’nın piyade muhafızları, sarayın görevlileri, kardinaller ve asiller ikinci sıradaydı. Onlardan sonra ağır takım vurulmuş bir at üstünde Şehzade Cem geliyor, onu da Fransız şövalyeleri takip ediyordu. Cem Vatikan Sarayı’na yerleştirildi. Ertesi gün de Papa’ya takdim edildi. Protokol memurlarının her türlü baskısına rağmen kavuğunu çıkarmaya ve diz üstü çökmeye karşı koydu. Sonra gayet kısa ve asaletle dolu sözler söyledi. Papa da aynı güzel sözlerle karşılık verdi. Yapılan görüşmede Cem, yedi yıllık esaret hayatını, ıstıraplarını, anasından, eşinden ve çocuklarından ayrı bulunmanın acısını anlattı. Talihsiz Şehzade’nin kederlerini ve gözyaşını gören Papa çok üzüldü. Cem, Mısır’da bulunan ailesinin yanına dönmek istiyordu. Fakat Papa bu isteği reddederek Cem’in tahtı geri almak için Rumeli sınırına gitmesini, Macar Kralı’nın kendisini bekleyen kuvvetleriyle buluşmasını ve Hıristiyanlığı kabul etmesini teklif etti. Asil Şehzade bu son isteği reddederek şöyle dedi: “Eğer ben böyle bir şeyi kabul etmiş olsam, İslam fakihlerinin hakkımda vermiş oldukları idam fetvasını doğrulamış olurum. Ben hiçbir hükümdarlık için dinimi değiştirmem.” Bunun üzerine Papa İnnosan ısrar etmedi.

Memlük Sultanı’nın bir elçisi de Roma’da bulunuyordu. Ondan bazı haberler aldı. II. Bayezid Papa’ya elçi yollamıştı. Elçi Mustafa, gizli bir görüşmede 45.000 duka ödenek karşılığında Cem’in Papalık ülkesinde kapalı kalmasını teklif ediyordu. Osmanlı elçisi ülkesine geri dönerken Cem, kendisine ağabeyi II. Bayezid’e yazdığı bir mektubu verdi. Mektupta ağabeyine karşı üzüntülerini dile getiriyor, ona itaat edeceğini belirtiyordu. Cem Sultan üç yıl boyunca Papa’nın sarayında yaşadı. İnnosan’ın ölümü üzerine yerine Borciya seçildi. Yeni Papa, Osmanlı Padişahı’na bir elçi gönderdi. Elçi, yılda 45.000 duka karşılığında Cem’in tutukluluk halinin devam edeceğini ancak bir defada verilecek 300.000 duka karşılığında ortadan kaldırılabileceğini teklif ediyordu.

Bu görüşmeler sırasında Fransa Kralı VIII. Charles ordusuyla birlikte İtalya topraklarına geçti. 1494 yılında Roma’ya girdi. Papa, Cem’i de alarak Saint Anj Şatosuna sığındı. Fransa ile Papalık arasında yapılan barış antlaşmasında Cem Sultan’ın Fransa’ya iade edileceği maddesi yer alıyordu. Fransa Kralı’na teslim edilen Cem, Şubat 1495’te Fransız ordusunun yanında Napoli’ye girdi. Borciya, Şehzade’nin ölüsünü II. Bayezid’e satmak istedi. Cem Sultan’ı tesiri yavaş yavaş sezilen bir zehirle öldürmeyi planladı. Bazı tarihçilere göre Cem’in kullandığı şekere beyaz bir toz karıştırarak, bazı tarihçilere göre zehirli bir usturanın açtığı yarayla zehirlendi. Napoli’de kaldığı sırada öyle zayıf düştü ki son anlarında yataktan bile kalkamamaya başladı. Söylendiğine göre son sözleri şöyle olmuştur: “Ya Rab, din düşmanları eğer Müslümanlığa zarar vermek istiyorlarsa, beni daha fazla yaşatma. Ruhumu bir an önce huzuruna al.” 24 Şubat 1495 tarihinde pazartesiyi salıya bağlayan gece öldü. Cenazesi İslam geleneklerine göre yıkandı ve geçici bir yere defnedildi. II. Bayezid sonradan Cem’in naşını aldırarak Murad’ın türbesinin yanına gömdürdü. Böylece İslam toprağına gömülen Cem Sultan ebedi uykusuna kavuşmuş oluyordu.

Öldüğü zaman 36 yaşındaydı. Hayatının son 13 yılını esaret altında geçirmiştir. Cem’in şiirleri onun hatırasını yaşatmıştır. Kendisine bağlı felaket arkadaşlarından nişancısı Haydar ve gazelleriyle şöhret kazanmış defterdarı Sadi, şiirde ilk akla gelenlerdir. Cem Sultan Osmanlı İmparatorluğu’na sahip olamamış ancak maceraları, aşkları, zaferleri, felaketleri ve şiirleriyle arkasında romantik bir hatıra bırakmış, Osmanlıların engin hayal gücüne hükmetmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s