Çöküş: I.Dünya Savaşı

Yayınlandı: 01/07/2011 / Tarih

1914 yılına gelindiğinde Almanya siyasi birliğini çoktan tamamlamış ve sanayi alanında en gelişmiş ülke konumuna gelmişti. Almanya’nın bu durumu başta İngiltere olmak üzere diğer devletleri endişelendiriyordu. Almanya Hindistan’a giden denizyollarını ele geçirmek istedi. Bu olay İngiltere’nin tepkisine yol açtı.

İngiltere son 50 yıl içerisinde Osmanlı Devleti’ni dört bir yandan kuşatmıştı. 1882’de asayişi temin etmek bahanesiyle Mısır’a giren İngiltere, Mısır’ın idaresinde olan Sudan’ı kendi adına Mısır askerine işgal ettirdi. Yine aynı yıllarda Bahreyn, Kuveyt gibi 200 yıldır Osmanlı idaresinde olan eyaletlere yerel aşiretlerle anlaşarak Osmanlı askerini sokturtmadı. Buralarda Osmanlı hakimiyetinin olmadığını ileri sürdü. Ayrıca Osmanlıların çok stratejik olan Bağdat demiryolu hattını Almanlara vermesi İngilizleri kızdırdı. Tüm bunların ardından İngiltere Osmanlıyı Ruslara karşı koruma siyasetini bıraktı ve Ruslarla anlaştı.

1912 İtalyan savaşında Osmanlıların boğazları kapatması, ticaretinin %40’ını Karadeniz’den yapan Rusları büyük bir zarara sokmuştu. Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına kesin olarak bakan Ruslar boğazları diplomasi veya savaş yoluyla kesin olarak elde ederek Akdeniz’e inmek istiyordu. Rusların bir diğer amacı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun parçalanmasıydı. Böylece imparatorluğun içinde bulunan slav topluluklarını kendi nüfuzu altında toplayabilecekti.

Avusturya-Macaristan, Rusya’nın en ateşli müttefiki olan Sırbistan’ı yok ederek Balkanlardaki durumunu güçlendirmek istiyordu. Bütün bunların yanında Fransa 1871 yılında Almanya’ya kaptırdığı Alsas-Loren’i geri almak istiyordu. Sömürgecilik hareketlerinde geç kalan İtalya ise yeni sömürgeler peşindeydi.

Böylece taraflar belli olmuştu. İttifak Devletleri olarak da bilinen Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan, İtalya ve Osmanlı Devleti’ne karşı İtilaf Devletleri olan Fransa, İngiltere, Rusya, Belçika, Lüksemburg, Karadağ, Portekiz, Romanya, Yunanistan ve Japonya… Böylece I. Dünya Savaşı, Avrupa Kıtası dışına da yayılmış oldu. 1915 yılında İtalya, İttifak Devletlerinden ayrılarak İtilaf Devletlerinin yanında savaşa katıldı. Avrupa’da I. Dünya Savaşı başladığı sırada Osmanlı Devleti seferberlik ilan etti. Maddi imkanları oldukça yetersiz olan devlet ağır bir savaş vergisi alma kararı aldı. Yerli ve yabancı her kimin elinde her ne varsa, kendilerine olan ihtiyaç ayrıldıktan sonra kalanını Osmanlı Devleti alacaktı. Ayrıca halkın elinde bulunan her türlü nakliye aracına da el konulacaktı. 20 ila 45 yaş arasındaki tüm erkekler orduya alındı. Bununla da kalınmadı, geride kalan yaşlılar ve kadınlarla çocuklar en az bir aylık mesafedeki cephelerde savaşan erkeklere cephane ve erzak ikmalini yapacaktı. Osmanlının özellikle Doğu bölgelerinde yol problemi vardı. Bütün ikmal, hayvan veya insan sırtında ilkel şartlarla yapılacaktı. Fiyatlarda kısa zamanda artışlar gözlendi. Mesela 5 kuruşa alınan bir kutu mısırın fiyatı 9 kuruşa fırladı.

Ruslar işgal bölgelerindeki 17 ila 50 yaş arasındaki Osmanlı vatandaşlarını Sibirya’ya sürgüne gönderme kararı aldı. Ayrıca Kars ve Ardahan civarında Rusların tahrik ettikleri Ermeniler 30.000’den fazla Türk erkeğini işkencelerle öldürdü. Osmanlı Hükümeti tarafsız devletler nezninde Rusları ve Ermenileri protesto etti. Bütün bunların yanında Anadolu’da Tifo salgını başlamıştı. İngiliz, Rus ve Fransız güçlerinin kesin olarak Osmanlı Devleti ile ittifakı reddetmeleri, aslında Osmanlılara karşı açılmış bir savaştı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti Müslüman dünyasının desteğine güvenerek Mısır, Trablusgarb ve Tunus’u tekrar kazanmanın mümkün olabileceğine inanıyordu. Ancak güçsüz durumda olan Osmanlı bu işi tek başına yapabilecek durumda değildi. İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki toprak bütünlüğü konusunda verdikleri sözde durmamışlardı. Rusya’nın İngiltere ile müttefik olması Osmanlı Devleti’ne Almanlarla ittifak yapmaktan başka seçenek bırakmıyordu. Osmanlı Donanması Karadeniz’deki Rus sahillerini bombaladı. Böylece Almanya ile yapılan ittifak geçerlilik kazandı. Bundan sonra Osmanlı Devleti asıl cepheleri Çanakkale ve Doğu cepheleri olmak üzere toplam 6 cephede daha savaşa girdi. Diğer cepheler; Süveyş Kanalı ile Mısır, Hicaz, Suriye, Filistin, Irak ve Galiçya cepheleriydi.

Çanakkale

Çanakkale Cephesinde, Osmanlı Ordusu savaşa 425.000 askeriyle katılırken, İtilaf Devletleri 525.000 askerle ve güçlü donanmalarıyla katılıyorlardı. 3 Kasım 1914 sabahı 06.50’de İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını denizden dövmeye başladılar. İngilizler, Osmanlı toplarının erişemeyeceği mesafeden ateş açtığından karşılık verilemedi. Çanakkale boğazındaki Barbaros Hayrettin ve Turgut Reis zırhlılarından sökülen toplarla Boğaz’daki tabyalar takviye edildi. 25 Şubat’ta Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarının isabetli atışları İngiliz ve Fransız gemilerinin Mondros’taki üslerine dönmesine sebep oldu.

Deniz Savaşları

18 Mart 1915’de müttefik filo 17 parça savaş gemisi ve destek gemileri eşliğinde üç tümen halinde Limni’den hareket etti. Bu büyük filonun 316 topuna karşılık Osmanlı kuvvetlerinde etki ve menzil bakımından zayıf 93 top vardı. Cephane azdı. Mayın hatlarına güveniliyordu.

Birinci filo 10.30’da Boğaz’a girdi ve 14.000 metreden atışa başladı. 11.45’te Rumeli mecidiyesi susturuldu. Karadan yapılan atış zayıf kalıyordu. Osmanlı kuvvetlerinde can kaybı artmaya başladı. Filoya öncülük eden Fransız gemilerinden Bouvet zırhlısı bir torpile çarparak battı. Bunun yerini almaya gelen İngiliz gemisi Irrestible iki saat sonra aynı akıbete uğradı. Onun yardımına giden Ocean da kıs süre sonra sulara gömüldü. Inflexible zırhlısı ağır yara aldı. Bu sırada Fransız Souffren ve Gaulois zırhlıları da top mermileriyle büyük hasara uğradılar.

İtilaf donanması bu beklenmeyen büyük kayıplar karşısında boğazı denizden geçemeyeceğini anladı ve geri çekildi. Bir gece önce Nusret mayın gemisi İngiliz karakol gemilerinin arasından gecenin karanlığında sessizce sıyrılmış ve mayın tehlikesi olmadığı belirtilen bu bölgeye mayınlarını gizlice bırakarak İtilaf Devletlerine beklenmeyen bir sürpriz yaparak savaşın gidişatını değiştirmişti. Çanakkale geçilmez!

Kara Savaşları

Deniz harekatındaki başarısızlık İtilaf Devletlerini karadan çıkarma yaparak sonuç almaya itti. Bunun üzerine 75.000 kişilik bir kuvvet Yunan adalarına yığılmaya başladı. Genel karargah Limni adasındaki Mondros limanıydı. Buna karşılık 80.000 kişilik Osmanlı kuvveti 5.Ordu adı altında toplanmıştı. Karargahı Gelibolu’da bulunuyordu. İtilaf Devletleri 25 Nisan 1915’te iki cephede birden çıkarmaya başladılar. Bu cepheler Seddülbahir ve Arıburnu cepheleriydi.

Bu çıkarma o zamana kadar tarihin gördüğü en büyük amfibi harekatıydı. Eskihisarlık’ta İngiliz birlikleri Osmanlı ileri karakol birliklerini ateş altında yarların dibine kıstırıp etkisiz hale getirdi. Kıyı bataryalarını etkisiz hale getirdiler. 26.Osmanlı alayının 2.taburuna bağlı birkaç takım İtilaf kuvvetlerini bu hatta tutmayı başardı. Asıl işgal kuvvetleri 25 Nisan sabahı çıkarma yaptılar. Günün ilk ışıklarıyla bölükler halinde hiç ateş etmeden 65 metre uzunluğundaki dar bir sahaya çıktılar. Aslında çıkarma noktası burası değildi. Bu taburlar fark edilince kayalıklarda mevzilenmiş Osmanlı topçu ve piyade birliklerinin saldırısına uğradılar. Bulundukları tepeyi bir hayli savunan İskoç kuvvetlerinin ertesi gün yalnızca yarısı sağ kurtulabilmişti. X kumsalına iki hamlede iki tabur çıkarıldı. Karaya ulaştıkları anda Osmanlı ateşi altında kaldılar. Sayıları Osmanlıların 9 katı kadardı. Tekke burnunun iki tarafına çıkarılan bu birlikler püskürtüldü.

İtilaf kuvvetlerinin kalan kısmı River Clyde adlı kömür gemisiyle çıkarma yapmak üzere sahile yanaştı. Sabahın ilk ışıklarıyla kıyıdan ateş yiyerek büyük kayıplar verdiler. Ancak küçük bir kısmı çıkarmayı tamamlayabildi. 26 Nisan sabahı, filonun şiddetli bombardımanından ve Ertuğrul tabyasına çıkarılan müfrezenin Yahya Çavuş’un takımını arkadan ateş altına almasından sonra müttefikler çıkarmayı tamamlayabildiler. Bu çıkarma sırasında 6.000 müttefik askeri öldü. Bu cephede aynı gün taarruza geçtiler. Zayıflamış Osmanlı savunması Kirte’ye çekilmek zorunda kaldı. Ancak karşı taarruzla müttefikleri geri püskürttüler.

İngilizler 25 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında 602’si subay olmak üzere 14.000 asker kaybetti. Bunu 6 Mayıs’taki İngiliz-Fransız saldırısı izledi. Osmanlı ordusunun topçu kuvvetinin az olduğu gibi, tahkim malzemesinin azlığı esaslı savunma mevzilerinin yapılmasına engel oluyordu. Osmanlı askerleri açık arazide ve üç taraftan donanma ateşi altında emsalsiz bir savunma savaşı yaptı. Üç gün süren ve hedefi Alçıtepe olan taarruzu kırdılar. Fransızlar 8 Mayıs olduğunda 22.450 kişilik mevcutlarından 13.000’ini kaybettiğini açıkladı. Osmanlı kayıpları 20.000’e yakındı. Yoğun bombardıman sonrası çıkartma kuvvetleri komutanı General Ian Hamilton günlüğüne şu cümleyi yazacaktı: “Bu tepelerde sinirleri gerçekten çelik gibi Türkler bulunmakta”

Bu arada Haintepe’de takviye alamayan Osmanlı kuvvetleri iyice azalmıştı. 2.000 Osmanlı askeri 10.000 Anzac’la dövüşüyordu. Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Osmanlı grubu ani bir taarrzua kalktı. Bunun neticesinde Conkbayırı kurtarıldı ve müttefikler Kanlısırt’a kadar geri atıldı. Bunun ardından Müttefik filosunun ateş desteğinde Arıburnu’na beş dakika arayla 2.250 kişilik iki birlik çıkarıldı. Muhripler kıyıya 100 metre yaklaşarak destek ateşi verdiler. Kemalyeri’nden sonra Conkbayırı’nda beklenmedik direnişle karşılaşan müttefiklerin hızı kesildi. Oysa buradaki kuvvetlerinin toplamı 12.000’i buluyordu. Sabaha karşı Osmanlı topçularının ateşe başlamasıyla, yeni gelen Osmanlı 14. alayı Merkeztepe’ye doğru ilerlemeye başladı. Osmanlı kıtalarıyla müttefik hatları arasındaki mesafe az olduğundan filodaki gemiler sık ateş açamıyordu. Gece muharebesi de yapılmasına rağmen düşmanın asıl mevzilerine girilemedi.

İngiliz Genelkurmayı artık kesin sonuç almak istiyordu. Ağustos 1915’de yapacağı büyük harekat için altı tümen kuvvet daha sağladı. Bununla birlikte 15 tümene sahip olacaklar ve karşılarında 16 zayıf Osmanlı tümeni bulunacaktı. 6 Ağustos’ta Arıburnu bölgesine alışılmamış yoğunlukta bir topçu ateşi başladı. Buradan saldıracak izlenimi veren müttefikler 16.Osmanlı tümeni cephesindeki Kanlısırt’a başarılı bir taarruza geçti ve burada bazı siperleri ele geçirdi. Mustafa Kemal Paşa’nın tümenini zamanında uyarması sonucunda bu taarruz püskürtüldü ve siperlere giren İngilizler yok edildi. İngilizler ayrıca Ağıldere’ye ilerlemekteydi. Bunu önlemek için Mustafa Kemal bir taburu Şahinsırt’a gönderdi. Alışılmamış arazide ve eksik bilgiyle yürüyen İngiliz tugayları yollarını şaşırdılar ve Mustafa Kemal’in gönderdiği kuvvetlerin ateşiyle karşılaştılar. Bu süre içinde sekiz taburluk bir kayba sahiptiler. Osmanlı askeri istihbaratının aldığı bilgiye göre, 25.000 kişilik bir müttefik kuvvetinin karaya çıktığı öğrenildi. Bu kesimdeki Osmanlı kuvveti 8.500 kadardı. Conkbayırı önünde sağlam savunma mevzileri hazırlandı. 27 Ağustos’ta İngiliz topçusu Kayacıkağılı’ndaki mevzileri ateş altına aldı ancak gerisini getiremeden taarruzu keserek savunma mevzileri hazırlamaya başladılar.

Bu aşamadan sonra aylarca sürecek olan siper savaşları başlayacaktı. Nihayet İngiliz Savaş Kabinesi Kasım 1915’te Çanakkale’yi boşaltma kararı aldı. Bu karardan sonra İngilizler kuvvetlerini Selanik ve Sina’ya aktarırken, Osmanlılar haftalar geçtikten sonra ilk defa Suriye’ye ve Doğu cephesine kuvvet kaydırabildiler. Çekilme esnasında bazı İngiliz cephelerinden Türk cephelerine doğru sığır konserveleri atıldı, içlerine fare zehri koymuşlardı. Birkaç saat sonra Türk cephelerinden İngiliz cephelerine doğru geri atılan konserveler boştu ve içlerinde şöyle bir not vardı: “Gittiğinize çok üzülüyoruz, yine bekleriz” (Toplam 1 milyon askerin savaştığı Çanakkale’de 253.000’i Osmanlı, 284.000’i İtilaf Devletlerine ait olmak üzere 500.000’i aşkın genç insan hayatını kaybetmiştir.)

Doğu Cephesi

Doğu Cephesinde, Enver Paşa Aralık 1914’te 4.Kolordunun başında Doğu Anadoluya hareket etti. Ordu hareketini hızlandırmak için mümkün olduğu kadar yükleri hafiflettirmişti. Tümenlerin yanlarında sadece hafif dağ topları vardı. Askerin yanındaki yiyecek miktarı da yok denecek kadar azdı. İlk günlerde zorluklar başladı. Ordu emrinde kar ve tipi nedeni ile erzak ve cephane ambarlarının Yeniköy’den ileriye alınamadığı için, kıtaların yiyecek ihtiyaçlarının bulundukları bölgelerden temin etmeleri ve cephaneyi idareli kullanmaları emredilmişti. Enver Paşa bir an önce Sarıkamış’a girmek istiyordu. Rusların askeri birlikleri Sarıkamış’ta nispeten azdı. Enver Paşa 25 Aralık gecesi taarruza geçti. Gece yarısına doğru Ruslar süngü hücumuyla boyun noktasından atıldılar.

Osmanlı Kuvvetlerinin stratejik hedeflerinin Sarıkamış olduğunu anlayan Ruslar kuvvetlerinin büyük bölümünü Sarıkamış önlerine kaydırdılar ve topçu birlikleriyle de takviye ettiler. 4.Kolordu komutanı İhsan Paşa’nın sürekli olarak taarruzu durdurma girişimleri Ruslar adına büyük şans oldu. Osmanlı askeri Sarıkamış’a çok yakın olduğu halde Sarıkamış’a girmek yerine geceyi –20 derecenin altında açıkta geçirdiler. İlk fırsatlar kaçırıldıktan sonra hergün biraz daha güçlenen Rus savunması kırılamadı.

Cephenin her yanında karşılıklı yok edici taarruzlar devam ediyordu. Uzun süredir Osmanlı kıtalarına asker takviyesi yapılamamıştı. Bütün bunlara birde Allahuekber dağlarındaki yürüyüşte donarak şehit olan on binlerce Osmanlı askerinin haberi eklenince her bakımdan üstün olan Rus ikmal ve ulaştırma imkanları 5 gün içinde Osmanlı harekatının hedefini tespit etmiş ve Sarıkamış’ı tekrar süvari ve topçu birlikleriyle takviye edecek zamanı bulmuştu. Bütün bunlara rağmen Sarıkamış dereleri Ruslar için kolay geçilir yerler olmamış, bir avuç Osmanlı askeri karşısında ağır zaiyatla karşılaşmışlardı. Makinalı tüfeklerle takviye edilmiş asıl Rus kuvveti taarruza geçti. Rusların bu taarruzu yoğun topçu ateşi ile geri atılınca bu defa Ruslar sağ kanattaki dereye yöneldi. Dere içinde yakalanan Ruslar Osmanlıların makinalı tüfek bölüğü tarafından tamamen imha edildi.

Ermeni Göçü

I. Dünya savaşı sırasında Osmanlı hakimiyetindeki Ermeniler, gerek cephede gerekse cephe gerisinde Ruslarla işbirliği yapıyorlardı. Çeteler kurarak Türk halkına karşı katliamlara girişiyorlardı. Bu durum Doğu cephesindeki savaşları zorlaştırıyordu. Doğu cephesindeki askerler gruplar halinde firar ederek ailelerini, Ermeni katliamına korumak için köylerine dönmeye başlamışlardı. Ermenilere karşı önlem alınmalıydı.

27 Mayıs 1915’de çıkarılan geçici bir yasa ile asayişi boza silahlı saldırganların ve vatana ihanet eden köy ve kasaba halkının, başka bölgelere götürülerek yerleştirilme yetkisi orduya verildi. Hükümet, savaş şartlarına rağmen göçün düzen ve emniyet içinde yürümesi ve kafilelerin herhangi bir zarara uğramaması için elindeki bütün imkanları kullandı. Ermeni göçü, sadece cephenin güvenini sarsacak bölgelerde uygulandı. Bu bölgeler, Erzurum, Bitlis, Van, Mersin ve İskenderun’du. Böylece Doğu Anadolu’nun ve cephedeki ordunun güvenliği sağlanmış olacaktı. Bu göç sırasında bir kısım Ermeniler, Doğu Anadolu ve Suriye arasındaki yolların durumu, savaş sırasındaki karışıklıktan cesaret alarak kurulan yağmacı çeteler, aileleri Ermeniler tarafından katledilmiş olan kişiler tarafından öldürüldü. Kalanlar Suriye’ye yerleştirildi.

Mondros anlaşmasından sonra Bağımsız bir Ermenistan devleti kuruldu ve Türklerin Kurtuluş Savaşı sırasında Ermeni saldırıları yeniden başladı. Enver Paşa, 26 Aralık – 6 Ocak 1915 tarihleri arasında Ruslara karşı inat ve ısrarla taarruzlarını sürdürdü ancak elde sonuç alacak sayıda birlik kalmamıştı. Doğu cephesinde Osmanlı taarruzu durmuş, Rus hareketleri ise taciz şeklini almıştı. Osmanlı ordusu Sarıkamış taarruzunu yaparken Rusların geri çekildikleri 15 gün içerisinde Ermeniler ve Rus Kazakları Sarıkamış’ın köylerinde akıl almaz cinayetler işlediler.

Kanal Cephesi: Mısır

Bu sırada Kanal Cephesinde, Osmanlı Hükümeti Alman subaylarının da etkisiyle Süveyş Kanalına askeri bir harekat düzenlemeyi kararlaştırdı. Kanal alınacak olursa, İngiltere’nin doğudaki sömürgeleri ile olan ilişkileri kesilecek, böylece sömürgelerinden aldığı asker ve malzeme yardımı aksayacaktı. Bu sayede İngilizleri Mısır’dan çıkarmak mümkün olacaktı. Cemal Paşa 2 tümenlik bir kuvvetle, Şam’dan Mısır’a doğru ilerledi. Sina çölü zorluklarla aşıldı. Şubat 1915’te Osmanlı Kuvvetleri kanal bölgesine ulaştı. Osmanlı kuvvetlerindeki malzeme yetersizliği hat safhadaydı. Kanalı, nehir kayıkları ile geçmek isteyen askerlerin çoğu İngiliz top ve makineli tüfek atışlarıyla şehit edildi. Bir kısmı da esir düştü. Cemal Paşa elinde kalan kuvvetlerle Gazze hattına çekilmek zorunda kaldı.

Hicaz Cephesi

Hicaz Cephesinde de durum pek farklı değildi. Osmanlı Padişahı, savaşa girdikten sonra Cihad ilan ederek dünya Müslümanlarının İtilaf Devletlerine karşı mücadeleye çağırmıştı. Ancak Müslüman topluluklar bu çağrıya ilgi göstermediler. İngilizler, Arapları Osmanlılara karşı bağımsızlık mücadelesine teşvik ettiler. Böylece Osmanlı Devleti’nin Mısır, Arabistan ve Irak’taki etkinliği sona erecekti. 23 Mayıs 1915’te İngilizler, amaçlarına ulaşmak için Arap kabileleri ile Şam’da bir iş birliği protokolü imzaladılar. Buna göre gelecekte kurulacak olan Arap krallığının sınırları belirlendi. Hicaz Valisi Galip Paşa’nın ihmalinden yararlanan Şerif Hüseyin, Haziran 1916’da Cidde, Mekke ve Taif dolaylarındaki Arap kabileleri ayaklandırdı. İngiliz Donanmasının desteğiyle Cidde ve Taif’i ele geçiren Arap isyancılar Ekim 1916’da Şerif Hüseyin’i Arabistan Kralı ilan etti. İngiltere bu krallığı resmen tanıdı. Fahrettin Paşa büyük bir cesaretle İngiliz ve Araplara karşı Medine’yi savundu ancak Mondros mütarekesinden sonra Medine İngilizlere teslim edildi.

Filistin Cephesi

İngilizlerin Süveyş Bölgesinde bulunan Akabe’yi bombalamasıyla Filistin Cephesi açılmış oldu. Kanal harekatının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Gazze hattına çekilen Osmanlı Kuvvetleri, Aden ve Süveyş’ten ilerleyen İngiliz taarruzlarını iki defa durdurdu. Asker ve malzeme desteği alan İngilizlerin üçüncü saldırısı başarılı oldu. Gazze hattı düşünce kuzeye ilerleyen İngiliz birlikleri Kudüs’e girdi. Filistin’de bulunan Osmanlı birlikleri kuzeye çekildi. Araplarla birleşen İngilizler Şam, Halep ve Beyrut’u ele geçirdi. Osmanlı birlikleri Suriye’ye çekildi. Böylece Suriye cephesi açıldı. İngilizler Osmanlı kuvvetlerini dağıtarak Halep’in kuzeyine sürdü. Yiyecek ve cephane sıkıntısı çeken Osmanlı Kuvvetleri sadece İngilizlerle değil, bir yandan da İngilizlerle birlikte hareket eden Arap kabileleriyle savaştı.

Galiçya Cephesi:

Avusturya-Macaristan Devleti, Galiçya cephesinde Ruslara karşı beklenen başarıyı gösteremedi. Osmanlı Devleti, müttefiki olan Avusturya’ya yardım amacıyla Galiçya cephesine asker yolladı. Osmanlı Kuvvetleri bu cephede ağır kayıplara uğradı ve Rusların üstünlüğü ele geçirmesinin üzerine Osmanlılar bu cepheden çekilmek zorunda kaldı.

Aynı tarihlerde Doğu Cephesinde, Sarıkamış taarruzunun başarısızlıkla sonuçlanmış olması Osmanlı Devletini zor durumda bırakıyordu. Bir taraftan Çanakkale ve İstanbul’un tehdit altına girmesi, diğer taraftan Irak, Suriye ve Arabistan üzerindeki İngiliz tehdidinin artması, Doğu cephesine savaş gücü yüksek birlikler toplamasına imkan vermiyordu. İkmal ve iaşe güçlükleri artmıştı.

Sayıca ve donanım olarak çok üstün kuvvetlerle Doğu cephesini zorlayan Rus Ordusu Sarıkamış harekatından 1 yıl sonra Şubat 1916’da Erzurum’a, Nisan ayında Trabzon’a, Temmuz ayında da Erzincan’a girdi. Ancak çok sert geçen kışla birlikte Ruslar kısa sürede soğuk ve hastalık yüzünden 100.000 kayıp verdiler. Kasım 1917’de Rusya’da Bolşevik iktidarı oldu ve Ruslar bütün cephelerde anlaşma yapılmasını istedi. Mart 1918’deki Brest-Litovsk anlaşmasıyla Ruslar Doğu Anadolu’yu boşalttı ve Kars, Ardahan, Batum illerini Osmanlı Devletine geri verdi. Rus çekilişini süratle takip eden Osmanlı 3.Ordusu Mart 1918’de Erzurum’a girdi. Bölgede tutunmaya çalışan Ermeni birliklerini temizleyen 3.Ordu Nisan 1918’de Kars’ı teslim aldı.

Savaşın Sonu

Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı Devleti’nin Almanya ile olan bağları kesilmiş oldu. 4 Ekim 1918’de Almanya’nın savaşa son vermesiyle Osmanlı Devleti tek başına kaldı. Çanakkale ve Doğu Cephesi hariç diğer cephelerdeki başarısızlıklar üzerine Osmanlı Devleti de ateşkes imzalamak zorunda kaldı. Hiç şüphesiz Osmanlı Devleti için Dünya Savaşının en büyük kazancı Rus İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasında, Rus İmparatorluğu’nun tarihten silinmesinin sağladığı yarar inkar edilemez.

Sevr Antlaşması

10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Sevr kasabasında imzalanan Sevr Anlaşmasına göre Osmanlı Devleti, küçük bir varlık olarak kalmayı kabul ediyordu. 13 bölüm 433 maddeden oluşan anlaşmanın başlıca maddeleri şunlardır:

İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacaktı ancak Osmanlı Devleti azınlıkların haklarını gözetmezse İstanbul Türklerin elinden alınacaktı.

Boğazlar, savaş zamanında bile bütün  devletlerin gemilerine açık tutularak ayrı bir bayrağı ve bütçesi olan Boğazlar Komisyonu tarafından idare edilecekti.

İstanbul’da çalışacak bir komisyon, Doğu Anadolu’nun Türk illerini Kürdistan adı altında teşkilatlandırmak için bir özerklik projesi hazırlanacaktı.

Doğu Anadolu illerinin bir kısmında da bağımsız bir Ermenistan kurulacaktı.

Midye’nin doğusundan Marmara sahillerine kadar uzanan hattın batısında kalan Doğu Trakya toprakları Yunanistan’a ait olacaktı. İmroz ve Bozcaada Yunanistan’ın hakimiyetine geçecekti. İzmir, Türk hakimiyetinde kalacak ancak yönetim hakları Yunanistan’a bırakılacaktı.

Osmanlı Devleti Suriye’yi Fransa’ya bırakacaktı. Suriye’nin sınırı Mardin ve Urfa’nın kuzeyinden geçecekti.

Arabistan ve Irak (Musul dahil) İngiltere’ye bırakılıyordu.

Mecburi askerlik hizmeti olmayacaktı. 50.000 kişilik bir ordu oluşturulacak, bunun 35.000’i Jandarma, 15.000’i Piyadeden oluşacaktı. Ordunun ağır silahları, uçakları ve zırhlıları bulunmayacaktı.

Azınlıklara yeni haklar verilecekti.

Kapitülasyonlardan bütün devletler faydalanabilecekti.

Böylece 650 yıl boyunca Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Güney Karadeniz’e hükmetmiş olan büyük bir İmparatorluk, kendi halinde küçük, etkisiz bir devlet haline getiriliyordu.

Yeni Bir Güç Doğuyor: Türkiye

Viyana kuşatmasından beri Doğu’da en büyük tehdit olarak gördükleri Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak isteyen Avrupalı Devletler özellikle 1700’lerden itibaren neredeyse sistematik bir şekilde hareket ederek amaçlarına ulaşmış ve Osmanlı İmparatorluğu parçalanmıştı.

Artık uzun süren mücadele gerçekleşmiş ve işin en zevkli kısmı başlamıştı. Osmanlı topraklarının paylaşılması! Ancak bütün bu devletlerin öngöremedikleri bir olay gerçekleşti. 2500 yıllık tarihi olan çok eski bir milletin yeni bir devletle tekrar ortaya çıkmasını kimse beklemiyordu: Türkler!

İşte bundan sonra asıl tarihi, Kemal’in askerleri yazacaktı. Bu tarih İnönü’de, Sakarya’da, Kocatepe’de, Dumlupınar’da yazılacaktı.

Bu döneme Avrupalılar “Türk Bağımsızlık Savaşı” derken Türkler “Kurtuluş Savaşı” derler, çünkü 1789 Fransız İhtilali sonucunda gelişen olaylarda Batılı Devletler Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’da bağımsızlığını kazanan milletleri desteklemiştir. Ancak bağımsızlık mücadelesi veren Türklerin yanında değil bizzat karşısında yer almışlardır. Yaklaşık 3 yıl boyunca doğuda Kürt Çeteleri ve Ermeniler, batıda Yunan Ordusu, güneyde Fransız ve İtalyan ordularıyla savaşan bir avuç Çılgın Türk nihayet Ağustos 1922’de başlattıkları Büyük Taarruzla kendilerinin 2 katı kadar olan Yunan kuvvetlerini bozguna uğratarak 10 günde 450 km. takip ederek imha ediyor ve Anadolu topraklarını düşman askerinden temizliyorlardı. Bu savaşta vatanseverlik tanımının bütün örneklerini sergileyen Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında bizzat en büyük pay sahibidir.

I.İnönü savaşı sırasında, genç bir Türk Subayının Ankara’daki eşine yazdığı mektubun son bölümü aslında bütün bu mücadeleyi en iyi şekilde anlatmaktadır:

“…Ben bugün de ölmedim. Sırf senin için memleketim için ölmedim…”

I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı’nın külleri arasından yeni bir devlet doğuyordu: Türkiye

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s