Özgürlüğe Yürüyüş: Harrington Kupası

Yayınlandı: 06/07/2011 / Gündem

Kurtuluş Savaşı boyunca Fenerbahçe’nin, Anadolu’da savaşan Türk ordusuna gizlice silah ve cephane gönderdiği İşgal kuvvetleri tarafından biliniyor fakat Fenerbahçelileri bir türlü faka bastıramıyorlardı. Bu silahların özelikle İngiliz askerleri tarafından korunan depolardan çalınması, İşgal orduları komutanı General Harrington’u çok öfkelendiriyordu.

Galatasaray, I. Dünya Savaşı’nda 6’sı Çanakkale cephesi olmak üzere toplam 27 sporcusunu şehit verdiği tarihten itibaren kendisini toparlayamamıştı. Özellikle o dönemin en iyi futbolcularından Hasnun Galip’in açığını kapatamamışlardı. Beşiktaş ise jimnastikte başarılı, futbolda ise bir yapılanma dönemi içindeydi. Yeni yapılanma faydasını gösterecek ve o tarihten 1 yıl sonra İstanbul Ligi Şampiyonu olacaklardı. Fenerbahçe ise altın yıllarını yaşıyordu. İşgal kuvvetleri takımlarından çoğu ile karşılaşmışlar ve bu maçların neredeyse tamamını kazanmışlardı.

İşgal kuvvetlerinin İstanbul’u terk etmesi kesinleşince General Harrington Fenerbahçe’ye; hiç olmazsa futbol sahasında acı bir darbe indirebilmek için bir plan yaptı. Başkomutan Harrington amacına ulaşabilmek için önce işgal kuvvetleri arasında bir turnuva düzenledi. Turnuva sonunda ön plana çıkan takımlar olan Irish Guards, Grenadiers Guards ve Goldstream Guards takımlarının en seçkin elemanlarını sıkı bir çalışmaya tabi tuttu. Bu arada Cebelitarık ve Mısır’daki İngiliz askeri kuvvetlerinden, hepsi de profesyonel birer futbolcu olan dört önemli oyuncu getirildi. Bu dört oyuncu, İngiltere 1.Ligi takımlarından Chelsea’nin futbolcularındandı. General Harrington tarafından İstanbul gazetelerine şöyle bir ilan verildi:

“Gardler Muhteliti Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, Başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler.”

Fenerbahçeliler bu meydan okumanın direkt olarak kendilerini hedef aldığını hemen anlamışlardı. Ve yine gazeteler aracılığı ile hemen gereken cevabı vermişlerdi:

“Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder.”

Galatasaraylılar ertesi gün Fenerbahçelileri ziyaret ettiler ve Fenerbahçelilere şu öneride bulundular: “Aslan Nihat Bekdik dahil istediğiniz futbolcumuzu bu maç için size verelim, yenin şunları!”

Fenerbahçeliler ise şu yanıtı verdiler: “ Teşekkür ederiz. Takımımızın form durumu şu anda çok iyi, onları yenebilecek durumdayız ama bu dostluğunuzu asla unutmayacağız”

İstanbul’da büyük bir heyecan uyandıran bu maç 29 Haziran 1923 günü, Taksim Stadı’nda çok büyük bir seyirci topluluğu önünde oynanacaktı. Maç günü, Fenerbahçeli taraftarlar kayıklarla karşı tarafa geçerek Taksim’e doğru yürümeye başladılar. Ellerinde Türk bayrakları ile sarı lacivert bayraklar vardı. Onlara Galatasaray Lisesi önünde bekleyen öğrenciler katıldı. Onların ellerinde de Türk bayrakları ile sarı kırmızı bayraklar vardı. Kalabalık topluluk Gümüşsuyu’na vardığında onlara ellerinde Türk bayrakları ile siyah beyaz bayraklar olan Beşiktaşlılar katıldı.

Taksim Stadı hınca hınç doluydu. Çoğu İstanbullu erkek ve kadın hayatlarında ilk defa bir futbol maçı izleyeceklerdi. İstanbul terbiyesi gereği sahanın etrafına dizilen sandalyelerde hanımlar oturuyordu, erkekler ise ayaktaydı. Bu maçı izlemek için “Iron Duck Zırhlısı” ile özel olarak gelen Malta Valisi Lord Plummer de General Harrington’la birlikte şeref köşesindeki yerini almıştı. Şeref köşesinin önündeki masanın üzerinde de maçın galibine verilecek olan “General Harrington Kupası” duruyordu.

Fenerbahçe bu tarihi maça, şu ünlü kadrosuyla çıktı: Şekip Kulaksızoğlu- Hasan Kamil Sporel, Cafer Çağatay- Kadri, İsmet, Fahir- Sabih, Alaeddin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Ömer Tanyeri, Bedri Gürsoy.

Hakemin düdüğüyle maç başladı. İngiliz takımı inanılmaz bir bilenmişlikle oynuyor ve Fenerbahçe kalesine atak üzerine atak yapıyordu. Maçın ilk yarısı Fenerbahçe’nin 1-0 mağlubiyeti ile sona erdi. Tribünlerde bir hayal kırıklığı vardı, derken kale arkasındaki gençlerin bulunduğu tarafta “Dağ başını duman almış” adlı marş söylenmeye başlandı. Marş kısa sürede Türklerin olduğu tüm tribünlere yayıldı. Yeni bir coşku hakimdi şimdi Taksim’e. Fenerbahçe takımı yoğun alkış ve tezahürat altında ikinci yarıya başladı.

60. dakikada Zeki Rıza’nın golüyle beraberliği yakalayan Sarı Kanarya bundan sonra daha da açıldı. 74. dakikada yine Zeki Rıza (Sporel) çok sert bir şutla Fenerbahçe’yi galip duruma yükseltti. Tribünlerde kırmızı, beyaz, sarı, siyah ve lacivert renkler birbirine karıştı ve İstanbullular sevinçle haykırdı: Goooooool. Fenerbahçe maçı 2-1 kazandı. Maçtan sonra işgal orduları Başkomutanı General Harrington, adını taşıyan bu büyük gümüş kupayı Fenerbahçe takım kaptanı Hasan Kamil Sporel’e verirken Taksim Stadı’nda fesler havada uçuşuyor ve yer yerinden oynuyordu adeta. Fenerbahçeli futbolcular, ellerinde General Harrington Kupası olduğu halde seyircilerin omuzları üzerinde stattan çıkarılmışlar ve Beyoğlu caddelerinde, büyük sevgi gösterileri arasında dolaştırılmışlardı. İstanbul aslında özgürlüğünü kutluyordu.

Bu galibiyet, milli bir zafer etkisi uyandırdı. Nitekim maç gecesi Lozan Konferansı’nda bulunan Türk Heyetine de bu galibiyet haberi ulaştığında heyet başkanı İsmet Paşa tarafından Fenerbahçe kulübüne; “Heyetimiz namına hepinizi meserretle tebrik eder, gözlerinizden öperim.” diye bir kutlama telgrafı gönderdi. İşgal orduları ise kısa bir süre sonra, sessizlik içerisinde İstanbul’u terk ettiler…

Bu yaşanmış hikayeyi anlatmamın sebebi, bir Galatasaraylı olarak son yıllarda gittikçe tırmanan futbol terörünü ve ayrımcılığı protesto etmek, genç kardeşlerimize hangi takımı tutarsak tutalım nereden geldiğimizi hatırlatmaktır. Bunun dışında son günlerde yaşanan şike skandalını ise spordaki pisliği temizlemek adına güzel bir fırsat olarak görüyorum.  Önemli olan şampiyon olmak mı yoksa temiz kalabilmek mi? İşte bu soruya vereceğimiz cevap sporumuzun geleceğini şekillendirecek. Yoksa kimse diyemez ki Fenerbahçeli sporcular 17 maçın 16sını kazanırken ter akıtmadılar. Aynı şey Trabzonsporlu sporcular için de geçerli. Açıkçası iki takım da gönüllerde şampiyondur. Suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur. Tüm ezeli rakiplerimize ve ebedi dostlarımıza selam olsun ve kazanan Türkiye olsun…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s