Devrimci Osmanlı Padişahları

Yayınlandı: 08/04/2013 / Tarih

Türk tarihinin en parlak çağlarından biri olan Osmanlı döneminde özellikle kuruluş ve yükselme evrelerinde tüm padişahlar bilim, sosyal yaşam, devlet yönetimi, ekonomi, mimari, savaş teknolojileri gibi alanlarda devrim niteliğinde yenilikler gerçekleştirmişlerdir. Şüphesiz ki devletin sürekli gelişim ve güçlenme içerisinde olduğu dönemlerde bu tip yenilikler nispeten daha kolay yapılmıştır. Ancak 17.yüzyılla birlikte Avrupa devletlerinin de birçok alanda kendilerini yenilemesi sonucunda Osmanlıların rekabet yeteneği eski gücünden uzaklaşmış, bir takım yanlış politikalar sonucunda ise yeniliklerin hızı oldukça yavaşlamış, hatta bir takım alanlarda duraklama başlamıştır. İşte bu rekabetçi ortamda yapılmak istenen yenilikler ve gelişim çabaları çok daha değerlidir. Burada sizlere başlıca yenilikçilik örneklerinden bahsetmek istiyorum.

Görsel

17.yüzyılla birlikte yozlaşmaya başlayan Yeniçeri ordusu, devletin ve milletin başına bela oluyordu. Avrupa ordularının birlikte ve bir disiplin içinde hareket etmeyi prensip edinen yeni taktikleri karşısında başarısızlığa uğruyorlar, barış zamanlarında ise şehirlerde yaşayan halka ve esnaf sınıfına musallat oluyorlardı. II.Osman (Genç Osman), 25 Ocak 1622’de Lehistan (Polonya) seferinden İstanbul’a döner dönmez, bu seferde edindiği tecrübelere de dayanarak, yenilikçi fikirlerini uygulamaya hazırlandı. Devrim niteliğinde yapılacak bu yenillikçi hareketler devlete Kanuni Sultan Süleyman devrindeki sağlam yapısını kazandıracaktı. Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarını kapatmak isteyen genç hükümdar, bunların yerine Anadolu, Suriye ve Mısır Türkleri’nden kurulu, yalnız askerlikle uğraşan, padişahın emirlerine mutlak şekilde bağlı bir piyade sınıfı kurmak istiyordu.

Genç hükümdar sadece askerlik alanında yenilikler yapmayı düşünmüyordu. Padişahların cariyelerle evlenmeleri adetine son vermeyi, 16.yüzyıldan önce olduğu gibi tanınmış ailelerden kız almayı düşünüyordu. Böylelikle haremin eski gücünden uzaklaşmaya başlayan devletin üzerindeki etkisine son vermeyi planlıyordu. Zaten bizzat kendisi, Şeyhülislam Esad Efendi’nin kızı Ukayle hanımla evlenmişti. Bu gerçek bir devrimdi, çünkü şimdiye kadar bir Osmanoğlu’nun İstanbullu bir ailenin kızıyla evlendiği görülmemişti. II.Osman, yeni, daha hafif ve rahat kıyafetler giyiyor, hatta at koşumlarını sadeleştiriyordu.

Bütün bunlar, geleneğe bağlı olanlar arasında büyük dedikodulara sebep oluyordu, çünkü Türkler hala dünyanın en ileri ve medeni medeniyeti olduklarına inanıyorlardı. Yarım asırdır devlet ve cemiyet yapısının bozulmaya yüz tuttuğunu fark edebilenler çok azdı. II.Osman, gençliği ve tecrübesizliği, lüzumsuz sertliği ve kendisine fazla güvenmesi yüzünden, düşündüğü inkılapları uygulayamadı. 18 Mayıs 1622’de kopan korkunç darbe sonucunda tahtıyla beraber hayatını da kaybetti. Eğer istediği devrimleri gerçekleştirebilseydi, yükselme dönemi devam edecekti. Kimbilir belki de Rönesans hareketini Avrupa’ya Türkler yayacaktı.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

21 Temmuz 1718 Pasarofça Antlaşması ile 1 Ekim 1730 Patrona Halil İsyanı arasında geçen 12 yıl, Türk tarihinde “Lale Devri” diye anılır. Özellikle 1980 sonrası basılan tarih kitaplarında belirtilen yaygın kanının aksine, bu dönem alelade bir gevşeme dönemi değil, Türk tarihinin “Rönesans” dönemidir. Lale Devri, savaşlardan ve darbelerden bunalan İstanbul’un ve onu taklit eden diğer şehirlerin, Sadrazam İbrahim Paşa’nın öncülüğünde hayatın maddi zevklerinden yararlanmak istemeleri şeklinde tarif edilebilir. Bu akım, doğal olarak sanata ve edebiyata büyük etki yapmıştır.

Devrin hükümdarı III.Ahmed’in de telkinleriyle olağanüstü maddi şartlarda himaye edilen şairler, yeni bir hamleye giriştiler. Artık zirvesinden inmeye başladığı açıkça sezilen klasik Türk şiirine bir canlılık, zerafet ve İstanbul inceliği geldi. Bununla birlikte tarih ve coğrafyaya olan ilgi de artarak devam ediyordu. Türk mimarisi, klasik yüceliğini kaybetmekle beraber, Ayasofya Çeşmesi, Üsküdar Çeşmesi, Gülnüş Valide Camii gibi son şaheserler bu dönemde yapıldı. Ayrıca sivil mimarlıkta, ferahlık veren, zarif sahil sarayları, yalılar, köşkler yapılıyordu. Çiçek, özellikle lale merakı, padişahından en fakir kayıkçıya kadar herkesi sarmıştı. Yüzlerce yeni çiçek çeşidi elde edilmişti. Türk musikisi, 1711’de Itri’yi kaybetmekle beraber, Ebubekir Ağa başta olmak üzere, bir seri büyük üstadın elinde, çok güzel eserler veriyordu. Kalabalık insan grupları sahillerde fasıllar yapıyordu. Halk eğleniyor, geziyor, dinleniyor, okuyor, seyrediyordu.

Lale Devri’nin günümüze kadar gelen en önemli yeniliği, şüphesiz ilk milli matbaanın açılmasıdır. Bu noktada bugün hala fazla bilinmeyen bir gerçeği de vurgulamak isterim. Türk tarihinde ilk matbaayı ilkel biçimiyle Uygurlar kurmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda ise ilk matbaa 1490-1500 yılları arasında İspanya’daki engizisyon zulmünden kaçıp II.Bayezid tarafından kabul edilen Musevilerin kurdukları matbaadır. Daha sonra Rum ve Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları da kendi matbaalarını açmışlardır. 1727’de İbrahim Müteferrika ile arkadaşı Yirmisekizçelebi-zade Said Efendi, İstanbul’da ilk Müslüman Türk matbaasını açtılar. Matbaanın gerekli ve faydalı olduğuna dair ünlü fetvayı da, dönemin Şeyhülislamı Abdullah Efendi vermiştir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

15 Haziran 1826 sabahı, kurduğu modern ve düzenli orduyla Yeniçeri ocağını imha ederek 465 yıllık geleneğe son veren II.Mahmud, 3 Mart 1829’da Türk tarihinde yenileşme hareketlerinde bir dönüm noktası olan kıyafet kanununu yayınladı. Bu kanuna göre bütün devlet görevlileri, ilmiye sınıfı dışında fes, pantalon ve ceket giyeceklerdi. Sarık ve cübbeyi ancak ilmiye sınıfı taşıyabilecekti. Resmini devlet dairelerine astıran II.Mahmud için halk “gavur padişah” diyordu. Bir yandan modern Türk ordusunu geliştirmeye çalışan padişah, bir yandan da İngiliz-Fransız-Rus donanmalarının Navarin’de yaktıkları Türk donanmasını yeniden kurmaya çalışıyordu. Vilayetlerde, hükümet otoritesine kulak asmayan aileleri ve şahısları ezmek için büyük çaba gösterdi ve büyük başarı elde etti. Bu yenilikçilik hareketleri 1839 Tanzimatı’na yol açmış oldu.

II.Mahmud, özellikle modern savaş sanayiinin bütün dallarını Türk topraklarında kurmayı amaçlıyordu. Asırlardan beri süregelen debdebeli Saray teşkilatını lağvetti. Büyük Avrupa devletlerinin saray teşkilatına benzer bir teşkilat kurdu. Bakanlıkları yeniden örgütledi. Reisüktablık “hariciye nezareti”, sadaret kethudalığı “dahiliye nezareti” adlarını aldı. Diğer nezaretler de kuruldu. Vilayetlerde meclisler oluşturuldu. Başta İstanbul olmak üzere, binlerce bina yapıldı ve onarıldı. Yollar açıldı, köprüler inşa edildi. Buharlı gemiler ve makineler satın alındı. Daha modern bir maliye idaresi, posta ve karantina teşkilatı kuruldu. Nüfus sayımı yapıldı. Yeni matbaalar açıldı. 1833’de Osmanlı sınırları içinde faaliyet gösteren 15’i litografi olmak üzere 54 matbaa vardı. 1 Kasım 1838’de Türkçe, Arapça ve Fransızca nüshalarıyla Takvim-i Vekaayi gazetesi yayınlanmaya başladı. Batı musikisi, piyano, bando, orkestra, tiyatro, oprea ve operet kesin şekilde Osmanlı İmparatorluğu’na girdi. Avrupa’dan getirilen ünlü bestekar Donizetti’nin ağabeyi Donizetti Paşa, Mızıkay-ı Hümayün’u kurdu. Birçok memur için Fransızca öğrenimi mecburiyeti kondu ve Bab-ı Ali’de kurslar açıldı. Tercümeler yapıldı, kitaplar basıldı. Okullar açıldı. Bugünkü Harbiye ve Tıbbiye kuruldu.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bütün bu gayretler, semeresini verdi. Osmanlı İmparatorluğu, Türk halkının henüz birçok millet gibi siyasi rüşdünü tamamlayamadığı, Avrupa sömürgeciliğinin azgın 19.yüzyıl döneminde dağılıp gitmekten kurtuldu. II.Mahmud’un devrimleri, ondan sonra gelecek olan Sultan Abdülmecid ve Sultan II.Abdulhamit devirlerinde de devam ettirilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s