‘Gündem’ Kategorisi için Arşiv

Yeni Anayasa ve Laiklik

Yayınlandı: 27/04/2016 / Gündem

egemenlikTÜRKİYE tarihinin en büyük handikapı, Atatürk devrimlerinin Atatürk sonrası dönemde devrim-evrim ilişkisine oturtulamamış olmasıdır. Devrimlerin kendi ruhuna aykırı bir kavram olan ‘Devrim Muhafızlığı’ çabasının bu başarısızlıktaki rolü büyüktür. Muhafaza, devrimciliğe değil muhafaza-karlığa ait bir kavramdır. Devrimler devam ettirilirler.

Türkiye’ye Atatürk devrimlerinin ruhuna aykırı olmayan yepyeni bir işletim sistemi gerekmektedir. Bunun da çözümü vatandaşların bireysel özgürlükleri ile eşitlikleri arasında uluslararası normlara uygun olarak dengeli bir ilişki kurabilecek yepyeni bir anayasa ve bu anayasadan doğacak yepyeni demokratik yasalardır. Tabi bu anayasayı yapmak için de gerçek anlamda çağdaş, laik, demokrat, insan haklarına saygılı ve şiddet yanlısı olmayan bir meclis ile o meclise destek olacak özgür sivil toplum kuruluşları gerekmektedir!

Yeni bir anayasa için öncelikle bazı terminolojileri yeniden tanımlamak gerekir. Bundan 100 yıl önce devrim niteliğinde bir söylem olan “Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır” cümlesi ülkenin kuruluşundan beri hiç evrilmemiştir. Bunun sonucunda da %98’i Müslüman olan bir toplumda laiklik din karşıtlığıdır algısı oluşmuş veya birileri tarafından oluşturulmuştur. Demek ki bu yanlış algıyı değiştirmek gerekir.

Laikliğin esas tanımı şudur: “Laiklik, ideolojiler üstü devletler inşa etmektir.”

Devletlerin ideolojilerinden arındırılması, toplumun tüm katmanlarına seslenebilen bir devlet zemininin oluşturulmasını sağlar. Din bir ideolojidir ve laik devlet, yani ideolojiler üstü devlet uyarınca din, devlet çatısı altında yer alamaz. Din bir ideolojiyse ve devletin dışında tutuluyorsa devlet, din karşıtı hiçbir ideolojiyi de içinde barındıramaz. Laik devlet, yeryüzündeki tüm ideolojilere eşit mesafede olması gereken devlettir. Yani laiklik aslında inanç özgürlüğünün garantisidir.

Yeniden tanımlanması gereken bir diğer kavram ise bugünkü anayasada geçen şu ibaredir: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” Atatürk’ü her ideolojinin Atatürk’ü olarak konumlandırmak varken onun adını sadece Milliyetçilik ideolojisiyle beraber anmak devlete hiçbir değer kazandırmadığı gibi bu kavramın altındaki görünmeyen buzdağı da devletten birçok şeyi alıp götürmüştür. Sonunda 1980 askeri darbesini takiben Atatürk Milliyetçiliği veya Türk Milliyetçiliği kavramına alternatif bir kavram ortaya çıkmıştır: “Kürt Milliyetçiliği”

Tekrar ediyorum: “Laiklik, ideolojiler üstü devletler inşa etmektir.”

Milliyetçilik bir ideolojidir ve laik devlet, yani ideolojiler üstü devlet uyarınca milliyetçilik, devlet çatısı altında yer alamaz. Laik devlet, yeryüzündeki tüm ideolojilere eşit mesafede olması gereken devlettir.

Not: Yeni anayasada “laiklik” olsun mu olmasın mı diye abes bir tartışmanın tarafı olmaktan kaçındım, çünkü laiklik olmazsa ne demokrasi olur, ne insan hakları, ne de inanç özgürlüğü…

Reklamlar